
Gazze gerçeği, her yeni sabah yeniden ortaya çıkıyor. Bir sıcak güne merhaba derken, savaşın soğuk rüzgarları altındaki insanların dramına tanıklık ediyoruz. Çünkü bu sabah yine bombaların sesi yankılandı. Yine masumlar hedef alındı ve canlar alındı. Annelerin kaygılı çığlıkları, çocukların yaşama tutunma çabaları arasında kayboluyor. Ama dünya, sessizliğini korumaya devam ediyor. Neden? Bazen kendime soruyorum: “Bu kadar kayıptan sonra, hala neden sessiziz?” Gazze gerçeği gözlerimizin önünde yaşanırken, sadece sayılardan ibaret kalmanın derin acısını içimde hissediyorum.
Yine o sabahın karanlığında, Gazze’nin üzerine düşen gölge büyüyor. İsrail ordusu, mülteci kamplarını hedef alarak yeni bir trajediyi başlatıyor. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir gün gibi görünen bu an, aslında katliamların başlangıcı! Geçmişe ait kayıplar birer birer geri dönüyor. Birçok insan, bu saatlerde hedef alındı ve dünyaya duyacağımız hiçbir ses bırakılmadan hayata gözlerini yumdu. Oysa ki, Gazze’de yaşanan her şey sadece sayılar değil; bu insanlar aramızda, hayatta var olmak isteyen etten kemikten canlılar. Görünen o ki, sessizlikleri daha fazla öldürüyor ve dünya bir türlü bu gerçeği duymayı istemiyor. Yine de umut ve yardım bekleyen gözlerle bakıyorlar, o gözleri unutmamalıyız.
İsrail’in Saldırısı Sabahın Karanlığında Başladı – Gazze Gerçeği
İsrail ordusu, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Gazze’ye saldırdı. Hedefler arasında mülteci kampları vardı. Nusayrat Mülteci Kampı’nda, Cemel ailesinin evi yıkıldı. O an, hayatta kalanların gözlerinde korku vardı. 10 kişi hayatını kaybetti. Onlarca insan yaralandı. Şati Kampı’nda başka bir ev daha vuruldu. 4 kişinin yaşamı sona erdi. Sadece rakamlar mı bunlar? Hayır, bu insanlar. Aileler, dostlar…
Zuveyda beldesinde 3 kişi, Hacer Caddesi’nde ise Şurafa ailesinden 5 kişi daha toprağa verildi. Ama Hacer Caddesi’nde hâlâ enkaz altında sesler var. Belki de bir umut, belki de bir yardım çağrısı. Ses veriyorlar. Ama bu dünyanın ne kadar duyarsız olduğunu biliyoruz. Kulağımızı tıkamışız gibi…
Sadece Bugün Değil, 7 Ekim 2023’ten Beri Bitmeyen Kayıplar
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları, 7 Ekim 2023’te başladı. Resmi verilere göre, bu tarihten bu yana en az 65.549 Filistinli yaşamını yitirdi. Yaralı sayısı ise 167.518. Ama bu sayılar neyi ifade ediyor? Doktorlar, öğretmenler, bebekler, üniversite öğrencileri, fırıncılar, çobanlar… İnsanlar. Ama dünya, bu insanları istatistik olarak görüyor. İronik değil mi? Sayılar büyüdükçe, acı küçülüyor sanki. Her gün yeni bir trajedi, yeni bir kayıp.

Acı bir gerçek var. Bu insanlar, sadece istatistik değil. Her biri bir hikaye taşıyor. Her biri bir yaşam. Ama dünya, bu hikayeleri dinlemiyor. Neden? Çünkü sessizliğin içinde kayboluyorlar. Bu sessizlik, vicdanlarımızı sorguluyor. Bizim için ne kadar önemli? Ya da gerçekten umursuyor muyuz?
Sessizliğin En Karanlık Hali: Çifte Standartlar ve Vicdan Körlüğü
Paris’te 48 kişi ölseydi, dünya ne yapardı? New York’ta bir hastane bombalansa, hangi liderler harekete geçerdi? Ya da Londra’da bir mülteci kampı yıkılsa, kaç profil “pray for London” olurdu? Ama Gazze olunca, dünya sağır oluyor. Bu sadece siyasi değil, insani bir çifte standart. Vicdanlar coğrafyaya göre mi çalışıyor? Eğer öyleyse, biz bu çağda değil, mağarada yaşıyoruz demektir. Bu nasıl bir adaletsizlik?
Dünya, Gazze için bir şeyler yapmadığında, bizler ne yapıyoruz? Sessizliğimizle bu durumu kabullenmiş oluyor muyuz? Vicdanlarımızı sorgulamalıyız. Bu durum, sadece bir coğrafya değil, aynı zamanda bir vicdan testi. Herkesin gözleri önünde bir dram yaşanıyor. Ama biz sadece izliyoruz. Kim bilir, belki bir gün biz de yardım isteyeceğiz ve o zaman sesimizi duyacak birileri kalmayacak.
Sosyal Medya Aktivizmi Yeter mi? Biz Gerçekten Ne Yapıyoruz?
Instagram’da hikâye atmak kolay. Siyah bir ekran üzerine beyaz yazılar… “Free Palestine” yazıp, kahve içmeye devam edebiliyoruz. Ama Gazze’de çocuklar, o sırada bacaklarını kaybediyor. Bizim için timeline, onların yaşam çizgisi. Her “üzüldüm” sözü bir çocuğu hayata döndürmüyor. Ama her sessizlik, ölüme biraz daha zemin hazırlıyor. Gerçekten ne yapıyoruz? Bir şey yapacak mıyız? Yoksa sadece üzülüp, sonra başka bir haberle meşgul mü olacağız?
Bu çözüm değil. Ama bu durumu sorgulamak, harekete geçmek için bir fırsat. Sosyal medya, sesimizi duyurma aracı olabilir. Ama bu yeterli mi? Hayır. Bizim için önemli olan, gerçek bir değişim yaratmak. Bireysel sorumluluk almalı ve harekete geçmeliyiz. Gazze’nin sesi olmalıyız. Çünkü her ses, bir yaşam demektir.

Gazze Bir Coğrafya Değil, Vicdan Testidir
Bu yazının sonunda çözüm yok. Politik analiz de yok. Ama bir şey var: Hissetmek. Eğer bu satırları okuyorsan, kalbin hâlâ çalışıyor demektir. Şimdi onu biraz daha aç. Çünkü Gazze hâlâ yardım bekliyor. Bu çağda, vicdanımızı sorgulamak zorundayız. Bir gün, bu dünyada biz de yardım isterken, sesimizi duyacak birilerine ihtiyacımız olacak. O yüzden harekete geçmeliyiz!
Unutmayın, her birimizin sesi önemli. Her birimizin kalbi, bir dünya. Şimdi, harekete geçelim. Gazze için, insanlık için! Teşekkür ederim. Sesimizi yükseltelim. Umut olalım! Detaylar için tıklayın.
Gazze Haber



