Klinikler artık kuşatılmış durumda ve Gazze gerçekleri, bir hayale dönüşüyor. Sınır Tanımayan Doktorlar’ın faaliyetlerini durdurması, sadece bir tıbbi krizin ötesine geçiyor. Evet, bir şehirde dahi sağlık hizmetinin yokluğu, aslında insanlığın büyük bir kaybı demek. Peki, orada kimse yok mu? Hayır, kalmadı… İnsanlık adına işleyen bu sistemin çatırdadığı anları gözlerimle görmek, beni derinden yaraladı. Gözlerim, sessizliği bozan bebek ağlamalarının artık tehlike çığlığına dönüştüğünü hatırlatıyor. Çünkü bir bebeğin yaşamı, başka bir çağrıyı içeriyor: Son nefes. İşte, sağlık sisteminin çöküşü, acı gerçekle yüz yüze gelmek anlamına geliyor.

Bunu görebilmek için uzağa bakmaya gerek yok. Gazze’deki bu durum sadece bir köşeye sıkışmak değil, tüm bir toplumun ruh halini ifşa ediyor. Ne yazık ki, bu şartlar altında hayatın devam etmesi mümkün değil. Kliniklerin kapanmasıyla sağlık hizmetleri sadece zengin ülkelerin lüksü haline geldi. Diğer yerdekiler için umutsuzluk büyüyerek devam ediyor. Burada herkes, adeta kaybolmuş birer hayalet gibi sürükleniyor. Bu da aslında bize epey şey anlatıyor, Gazze’de sadece yapıların değil, umutların da yok olduğu bir gerçeklik var. Kendime bile soruyorum: “Bu kadar göz ardı edilen bir insani kriz, neden daha fazla ses getirmiyor?”

İnsanlık Nereye Gidiyor?

Gazze’de yaşananlar sadece bir felaket değil, bir utançtır. Sınır Tanımayan Doktorlar, bu durumu daha fazla görmezden gelemedi. Hayat kurtaramamak, bir insanın vicdanında büyük bir yaradır. Bu yarayı sarmak, belki de imkansız. Ama biz yine de sormak zorundayız: Neden bu kadar sessiziz? Neden bu kadar kayıtsız kalabiliyoruz? Her gün yaşananlar, sadece birkaç haber bülteninde geçiyor. Yetiyor mu bu? Hayır, yetmiyor!

İnsanlık adına, bu sessizlik bir utanç. Sınır Tanımayan Doktorlar Gazze’den çekilirken, bir şeyler daha kaybediliyor. Vicdan, bir yerde fişini çekiyor. Oysa bu, sadece bir sağlık sorunu değil; bu, insanlık sorunu. İnsanlar, yaşama hakkı için savaşıyor. Ama kimse duymuyor. Sesler, çığlıklar, sadece yankılanıyor. Yalnızca duvarlarda.

Hayat Kurtarmak Neden Bu Kadar Zor?

Hayat kurtarma çabası, Gazze’de artık bir lükse dönüşmüş durumda. Sınır Tanımayan Doktorlar, bu çözümü uygularken, karşılarına çıkan engeller korkunç. Belki de bu kadar zor olmamalıydı. Yaşamak için mücadele ederken, bir yandan da sağlık hizmetlerinden mahrum kalıyorlar. Bu, bir çelişki. Sadece bir ülkenin değil, tüm insanlığın sorunu. Gazze’deki insanlar, bir umut ararken, o umut da yıkılıyor. Ve bu yıkım, sadece fiziksel değil; ruhsal bir çöküş. Birçok bebek, hayat mücadelesi verirken, onlara yardım edecek kimse yok.

Bir Çığlık, Bir Umut

Birçok insan, Gazze’de yaşananları sadece izliyor. Ama bu, izlemekten öte bir şey olmalı. Sınır Tanımayan Doktorlar, bir umut ışığıydı. Ama şimdi, o ışık sönmek üzere. İnsanlar, çaresizlik içinde kayboluyor. Peki, bu durumu değiştirebilir miyiz? Belki de bir çığlık atmalıyız. Birbirimize destek olmalıyız. Bu, sadece bir sorumluluk değil, bir insanlık görevi.

Gazze’deki insanlar, yalnızca hayatta kalmaya çalışıyor. Ama buna dair ipuçları daha önce de çıkmıştı. Sağlık hizmetlerine erişimleri yok. İnsani kriz, bir yıkım haline geliyor. İnsanlar, hastanelerin kapısında beklerken, çözüm bulamıyorlar. Bu, bir utanç. Ama biz, bu durumu değiştirebiliriz. Bu, yalnızca bir başlangıç. Bir umut, bir çığlık olarak yükselmeli. Her birimizin, bu duruma bir tepki vermesi gerekiyor. Hayat, her zaman bir mücadeledir.

Gazze Haber