Gazze Mahkemesi: “Artık çok geç olmadan silahlı uluslararası koruma gücü oluşturulmalı”

İstanbul’da düzenlenen Gazze Mahkemesi basın toplantısında konuşan Mahkeme Başkanı ve eski BM Filistin Özel Raportörü Richard Falk, uluslararası topluma tarihi bir uyarıda bulundu:

“Eğer şimdi ciddi ve köklü adımlar atılmazsa, Gazze’de hayatta kalan insanları kurtarmak için artık çok geç olacak.”

Falk, Gazze’de yaşanan felaketin “soykırımın en ölümcül aşaması”na dönüştüğünü belirterek, BM Genel Kurulu’nun veto engeline takılmadan harekete geçmesi gerektiğini vurguladı.

Mahkeme, yayımladığı bildiride dünya hükümetlerine çağrıda bulunarak “Gazze soykırımını sona erdirmek” için BM’nin acilen yetkilendirilmesini istedi.


“BM Güvenlik Konseyi kilitlendi, şimdi sıra Genel Kurul’da”

Falk, BM Güvenlik Konseyi’nin sürekli vetolar nedeniyle işlevsiz kaldığını belirterek, hükümetleri Genel Kurul’u devreye sokmaya çağırdı.

Bu çağrı, iki uluslararası hukuk mekanizmasına dayanıyor:

  • 1950 tarihli “Barış için Birleşme” kararı, Güvenlik Konseyi’nin devre dışı kaldığı durumlarda Genel Kurul’un yetki kullanmasını sağlıyor.

  • 2005’te kabul edilen “Koruma Sorumluluğu (R2P)” doktrini, soykırım ve insanlığa karşı suçları önlemek için küresel müdahaleye olanak tanıyor.

Falk: “Bu araçlar, dünyayı seyirci kalmaktan kurtarmak için var. Şimdi onları kullanmanın zamanı.”


“Gazze’deki yıkım, insanlığın ahlaki çöküşüdür”

Gazze Mahkemesi, İstanbul’daki basın toplantısında yayımladığı bildiride durumu şöyle tanımladı:

“Gazze’de yaşananlar, insanlığın ahlaki olarak çöktüğü bir dönüm noktasıdır. Hükümetler, çok geç olmadan harekete geçmelidir.”

Falk, BM Genel Kurulu’nun silahlı bir koruma gücü oluşturması gerektiğini belirterek, bu adımın insani yardımın kesintisiz ulaşmasını ve sivillerin korunmasını sağlayabileceğini ifade etti.

Mahkeme’nin açıklamasında, bu mekanizmanın Kore Savaşı ve Süveyş Krizi sırasında başarıyla uygulandığı hatırlatıldı.


“Gazze Mahkemesi, uluslararası vicdanın sesi”

2024’te Londra’da kurulan Gazze Mahkemesi, dünyanın farklı bölgelerinden hukukçuları, akademisyenleri ve insan hakları savunucularını bir araya getiriyor.
Amacı, Gazze’deki insanlık suçlarını belgelemek, hükümetler üzerinde baskı kurmak ve uluslararası kamuoyunu harekete geçirmek.

Falk, “Bu girişim, sadece hukuki değil, aynı zamanda vicdani bir görevdir” diyerek, İstanbul’daki toplantının ardından Eylül ayında New York’taki BM Genel Kurulu’na resmi teklif sunacaklarını açıkladı.


“Gazze’de soykırımın inkarı, gerçeğin bastırılmasıdır”

İsrail hükümeti, Gazze’de “soykırım yapıldığı” iddialarını reddediyor. Ancak uluslararası kurumlar ve insan hakları örgütleri bu açıklamaları yetersiz buluyor.

Amnesty International, İsrail’i “bilinçli bir aç bırakma politikası” yürütmekle suçladı.
Falk ise bu durumu, “insanlığın gözleri önünde, gerçek zamanlı bir yok oluş” olarak nitelendirdi:

“Artık kimse ‘bilmiyorduk’ diyemez. Dünya, tarihin en şeffaf soykırımını izliyor.”


“BM’nin eli kolu bağlıysa, sistemin meşruiyeti sorgulanır”

Falk, Genel Kurul’un harekete geçmemesi durumunda, BM sisteminin ahlaki ve hukuki inandırıcılığını kaybedeceğinibelirtti:

“Uluslararası hukuk, savunmasızları korumak için var. Eğer Gazze’de bunu yapamıyorsa, o zaman sistemin kendisi suçun ortağı olur.”

Falk, 94 yaşındaki bir hukukçu olarak son sözünü şu cümlelerle bitirdi:

“Gazze yalnızca bir coğrafya değil; insanlığın aynasıdır.
Bu aynaya bakmaya cesaretimiz yoksa, insanlık olarak kim olduğumuzu da unutacağız.”