Gazze’deki gerçekler, her gün daha da iç karartıcı bir hal alıyor. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yeniden başlayan saldırılar, yalnızca birkaç harabe yığınından ibaret değil. Yaşamları ellerinden alınan Filistinlilerin sessiz çığlıkları, üst üste çarpan ifadelerle dolup taşıyor. Bu sabah, Gazze’de annelerin gözyaşları bir kez daha dökülmeye başladı. Her yeni kayıpla birlikte düşünceler içinde kayboluyorum: Nereye kadar sürecek bu acı? Yürekler hep yaralı, morglar dolup taşıyor. Ancak dünya, tüm bu yaşananların sıcaklığına kayıtsız kalmayı tercih ediyor. Gazze’deki gerçekler, insanlığa dair utanç verici bir aynadır.

İsrail ordusu, sabahın inceliğini hiçe sayarak mülteci kampına saldırdı. Artık bu, sıradan bir haber olmaktan çıkmış durumda. Peki, bu tartışmasız olan saldırılar karşısında toplum ne yapıyor? Hiç düşünemediklerimizi düşünmek zorundayız. Geçmişte olduğu gibi, bu kez de sesimizi yükseltmeli miyiz? Yaşananların kayıtsızlığı karşısında duyduğum rahatsızlık, beni kendi vicdanımla yüzleşmeye zorluyor. Gazze’deki gerçekler, bir vicdan testidir. İnanılmaz bir sessizlik içinde yaşanan bu trajedi, insanlığın kalbinde bir yara açmaya devam ediyor. Unutulmamalıdır ki, her kaybedilen hayat, dünyanın köşe taşlarından birini daha eksiltiyor.

İsrail’in Saldırısı Sabahın Karanlığında Başladı

İsrail ordusu, sabah erken saatlerde Gazze Şeridi’nin Nusayrat Mülteci Kampı’nda bir evi hedef aldı. Cemel ailesine ait bu evde 10 kişi yaşamını yitirdi. Onlarca yaralı var. Hâlâ enkaz altında kalanlar var. Şati Kampı’nda başka bir evde 4 kişi öldü. Aynı mahallede hâlâ sesler geliyor. Ama kimse duymuyor. Sesler, bir çaresizlik çığlığı gibi. İçim sızlıyor. Neden bu kadar sessiziz?

Zuveyda beldesinde 3, Hacer Caddesi’nde Şurafa ailesinden 5 kişi daha hayatını kaybetti. Hacer Caddesi’nde 13 kişi hâlâ beton yığınları arasında. Enkazdan gelen sesler, belki de son bir umut. Ama bu dünyanın artık kulağı duymuyor. Neden? Bu ürün, sadece istatistik değil. Bu bir insanlık dramı. Her gün yeni bir trajedi. Her yeni gün, başka bir acı. Ama dünya yine sessiz, yine sessiz…

Sadece Bugün Değil, 7 Ekim 2023’ten Beri Bitmeyen Kayıplar

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları 7 Ekim 2023’ten bu yana sürüyor. Resmi verilere göre en az 65.549 Filistinli hayatını kaybetti. Yaralı sayısı ise 167.518. Bu sayıların içinde, doktorlar, öğretmenler, bebekler var. İnsan var yani. Ama dünya, bu insanları artık sadece istatistik olarak görüyor. Sayılar büyüdükçe, acı küçülüyor sanki. İronik değil mi?

Görsel

Her bir rakam, ardında bir hayat hikayesini saklıyor. Bu çözüm, sadece bir sayı değil. Bu canlar, hayalleri olan insanlar. Ama dünya, bu insanları görmezden geliyor. Her gün aynı haberler, aynı başlıklar. Farklı ölüler. Peki, bu ne zaman duracak? Acı, Kısaca toparlamak gerekirse böyle diyebiliriz büyüyor. Ama bu duygusuzluk, içimi kemiriyor. Bizim için bu kadar kolay mı? Bir gün, biz de aynı durumda olursak? Kimse bizim için de üzülmeyecek mi?

Sessizliğin En Karanlık Hali: Çifte Standartlar ve Vicdan Körlüğü

Paris’te 48 kişi ölseydi, ne olurdu? New York’ta bir hastane bombalansa, hangi başkanlar tweet atardı? Ya da Londra’da bir mülteci kampı yıkılsa, kaç profil “pray for London” olurdu? Ama Gazze olunca, dünya birden sağır oluyor. Bu sadece siyasi değil, insani bir çifte standart. Vicdanlar coğrafyaya göre mi çalışıyor? Eğer öyleyse, biz bu çağda değil, mağarada yaşıyoruz demektir.

Her gün yeni bir trajedi. Ama tepkiler, sadece sosyal medyada kalıyor. Her “üzüldüm” sözü, bir çocuğu hayata döndürmüyor. Her sessizlik, ölüme biraz daha zemin hazırlıyor. İçimden bir ses, “Neden bu kadar sessiziz?” diye soruyor. Bu sessizliğin bedeli ağır. Bizim için bu kadar kolay mı? Bir gün, biz de aynı durumda olursak, kimse bizim için de üzülmeyecek mi?

Sosyal Medya Aktivizmi Yeter mi? Biz Gerçekten Ne Yapıyoruz?

Instagram’da hikâye atmak kolay. Siyah bir ekran üzerine beyaz yazılar… “Free Palestine” yazıp, gönül rahatlığıyla kahve içmeye devam ediyoruz. Ama Gazze’de çocuklar o sırada bacaklarını kaybediyor. Bizim için timeline, onlar için yaşam çizgisi. Her tweet, bir tepki. Ama gerçekten bir şey yapıyor muyuz? Yoksa sadece üzülüp, sonra başka bir haberle meşgul mü olacağız?

Gerçek soru şu: Bir şey yapacak mıyız? İçimde bir ses, “Gerçekten bir şey yapmalı mıyız?” diye soruyor. Her gün yeni bir trajedi var. Ama biz yine sessiziz. Her sessizlik, ölüme biraz daha zemin hazırlıyor. Bir gün, biz de yardım isterken, bizim sesimizi duyacak birilerinin kalması gerek. Bu çözüm, sadece bir tweet değil. Bu bir sorumluluk. Bu bir insanlık dramı.

Gazze Bir Coğrafya Değil, Vicdan Testidir

Bu yazının sonunda çözüm yok. Politik analiz de yok. Ama bir şey var: Hissetmek. Eğer bu satırları okuyorsan, en azından kalbin çalışıyor demektir. Şimdi onu biraz daha aç. Çünkü Gazze hâlâ yardım bekliyor. Bir gün bu dünyada biz de yardım isterken, bizim sesimizi duyacak birilerinin kalması gerek. Bu bir vicdan testi. Bizim için önemli olan, sadece sayılar değil, insan hayatları.

Lütfen, duyarlılığınızı kaybetmeyin. Her birimiz, bir şey yapmalıyız. Birlikte, daha iyi bir dünya için mücadele etmeliyiz. Teşekkür ederim. Duyduğunuz için, hissettiğiniz için. Unutmayın, birlikte hareket edersek, değişim mümkün. Harekete geçin, ses olun!

Detaylı bilgi için bu kaynağa göz atabilirsiniz.

Gazze Haber