
Gaza, 620 gündür devam eden savaşın yıkımını yaşıyor. Gazze Mahkemesi, ancak bu yıkım yalnızca binalarla sınırlı değil; Gazze Mahkemesi ‘nin gerçekleri, sivil koruma sisteminin çöküşünü de gözler önüne seriyor. Dr. Wisam Atallah, bu durumu bir savaş alanından çok daha fazlası olarak görmekte, uluslararası hukukun hala bir anlamı olup olmadığını sorgulamaktadır. Kaleminde taşıdığı kayıplar ve hukukun gücü, sesini derin bir acıyla yükseltiyor. Gerçekten de bu savaş, insanlık adına bir test midir? Dr. Atallah’ın söyledikleri, sadece bir bölge için değil, dünya için de geçerli dersler içeriyor. Gaza Mahkemesi’nin Sessiz Çığlığı diyip geçmememiz lazım. Gazze Mahkemesi dünyanın iç dünyası ile olan hesaplaşmasıdır.
Dr. Atallah, Gazze’deki yıkımın boyutları hakkında konuşurken keskin bir dille, “Artık yan etkiler yok. Yanlışlıkla ölümler yok,” diyerek,
Gazze Mahkemesi’nin gerçekleriyle çarpıcı bir tablo çiziyor. Çocuklar, doktorlar ve gazeteciler hedef alınıyor; bu eylemler, işgalci güçler tarafından açıkça kaydedilip haklı çıkarılıyor. Hastane yatağında infaz edilen gazeteci Hassan Aslih gibi, birçok isim anımsanıyor. “Kimsin sen?” diye sormak istiyorum bazen, ama yanıtı biliyorum: Erasing humanity is the intent. Aslında pek şaşırtıcı değil. Gaza’nın sessizliği, dünyanın gözleri önünde yaşanan bu travmayı saklamak için bir araç haline gelmiştir. Eğer Gazze terkedilirse, o zaman uluslararası hukukun tamamen çökmesi kaçınılmaz olacaktır! Kaynak
Gazze Haber



