
Gazze’deki sağlık krizi giderek derinleşiyor; Yetmedi, bir de bu çıktı başımıza… insan hayatı, açık bir savaşa dönüşen bu duruma kurban gidiyor. Öyle ki, Gazze Mahkemesi, tıbbi altyapının çöküşü ve sivillere uygulanan bu insani zulmü sorgulayan bir çağrıda bulunuyor. Ancak, uluslararası toplumun bu durumu görmezden gelmesi, insanlık için geçerli bir utanç kaynağı olmaktan öteye gidemiyor. Sivil halk, artık hastanelere ulaşırken bile tehlikelerle dolu bir yolculuk yapmak zorunda. Gerçekten de, sağlık sisteminin bu denli ağır şekilde darbe almasını kimse beklemiyordu. ” İnsanlık Dramı: Gazze ” için daha fazla bilgi için buraya tıklayın.

Şifa Hastanesi, tamamen çökme noktasına geldi ve bu durumu gazeteciler bile sorguluyor: “Hangi insanlık, bu kadar zalim bir ortamda yaşamaya mahkum edilebilir?” Hastane çalışanları, çaresizce tıbbi malzeme ve ilaç eksikliğinden yakınıyor. Dr. Nada Abu Alrub’un anlattıklarına göre, hastalar artık anestezi olmadan tedavi ediliyor. Kurbanların acıları, içimizi parçalayan bir sessizlikle birleşiyor. Üstelik Gazze’deki sağlık krizinin derinleşmesi, herkesin dikkatini çekmiyor mu? Uluslararası sağlık kuruluşları alarm veriyor; korkunç bir tablonun eşiğindeyiz! Bu insani dram, dünya kamuoyunun bir ses yükseltmesine vesile olmaya ihtiyaç duyuyor. Gazze Mahkemesi’nin sesini daha güçlü bir şekilde duyurması, belki de sağ kalmanın tek umudu olacak.
Şifa Hastanesi: Yaralıların Umudu Yıkılıyor
Şifa Hastanesi’nden gelen görüntüler, sağlık sisteminin tamamen çökme noktasına geldiğini gösteriyor. Saldırılar nedeniyle birçok ameliyathane kullanılamaz hale geldi. Hastane odaları mermi izleriyle dolu. Patlamalarla harap olmuş durumda. Hastane çalışanları, ellerinde ne yeterli ilaç ne de tıbbi ekipman var. Durum gerçekten korkutucu. Daha sade anlatırsak şöyle olur… daha da kötüleşiyor. Bunu görmek istemek istemiyorum. Ama gerçekler ortada.
Acil servis doktorlarından Dr. Nada Abu Alrub, yaşananları soykırımdan farksız olarak tanımlıyor. “Organları parçalanmış çocuklar geliyor” diyor. “Elimizde hiçbir anestezi malzemesi yok. Çoğu zaman çıplak ellerimizle çalışmak zorundayız.” Bu sözler, insanlığın nereye gittiğini sorgulatıyor. Hala nasıl sessiz kalabiliyoruz? Bazen kendime soruyorum, bu nasıl bir dünya? Neden böyle bir durumla karşı karşıyayız? Bu durum, yaşananların ne denli acımasız olduğunu gözler önüne seriyor. Bir diğer anestezist, Dr. Saya Aziz, “Altı yaşındaki bir çocuğun basit bir kırık ameliyatını günlerdir yapamıyoruz” diyor. “Çünkü hastanede sadece bir ortopedi cerrahı kaldı.” Bu sözler, insanın içini acıtıyor.
Ameliyathanede sinekler uçuşuyor. Yataklar kan içinde. Ekipman yok, ilaç zaten hayal. Bu çözüm, insan hayatını hiçe sayıyor. Sağlık sisteminin bu kadar çökmesi, sadece bir ülkenin değil, tüm insanlığın sorunu. Bu durumu kabullenmek zor. Ama kabullenmemek de bir çözüm değil. Geçişken bir durumdayız. Her an her şey değişebilir. Kıymetli bir çıkarım bu. sesimizi yükseltmeliyiz!

Şehir Kuşatma Altında, Sağlık Çöktü
İsrail ordusu, Gazze kent merkezini tanklarla kuşattı. Özellikle Rimal Mahallesi’nde askeri hareketlilik yoğunlaştı. Şifa Hastanesi’ne sadece 500 metre mesafede tankların konuşlandığı bildiriliyor. Gazeteci Fathi Sabah, ailesinin evinden eşya almak isterken tanklarla burun buruna geldiklerini anlatıyor. “Evden çıkmamız mümkün olmadı” diyor. “Pencereden dışarı baktığımızda tankların doğrudan sokağı taradığını gördük.” Bu durum, savaşın ortasında kalmanın ne demek olduğunu gösteriyor.
Şehir, adeta bir hapishaneye dönüşmüş durumda. İnsanlar, her an ölüm korkusuyla yaşıyor. Bu korku, hayatı durma noktasına getiriyor. Burada, hayatın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anlıyorum. Ama bu değer, neden bu kadar göz ardı ediliyor? Geçişken bir durumdayız, her an her şey değişebilir. Kıymetli bir çıkarım bu. sesimizi yükseltmeliyiz! İnsanların hayatı, bir savaş aracı haline gelmemeli.
Uluslararası Sağlık Kuruluşları Alarm Veriyor
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Filistin Sağlık Yardım Derneği’ne ait birincil sağlık merkezinin hava saldırısıyla tamamen yok edildiğini duyurdu. İki sağlık personeli de yaralandı. Bu merkez, kritik hizmetler sunuyordu. Ürdün ordusu ise Tal el-Hava’daki sahra hastanesinin güvenlik nedeniyle kapatıldığını açıkladı. Tıbbi ekipmanın büyük kısmı hasar gördü. Bu durum, sağlık alanındaki çöküşün ne denli derin olduğunu gösteriyor.
Ürdünlü yetkililer, hastanenin başka bir noktaya taşınması için girişimlerin sürdüğünü belirtti. Ancak bu, ne kadar etkili olabilir? Sağlık kuruluşları, alarm veriyor. Ama seslerimiz, ne kadar duyuluyor? Bu insani kriz daha da derinleşiyor. Sağlık çalışanlarının tek umudu, dünya kamuoyunun daha güçlü bir sesle yanlarında olması. İnsanlar, korunmayı bekliyor. Bu geçiş, sadece bir süreç değil, aynı zamanda bir mücadele.
Bu da bizi tam buraya getiriyor gibi…, bu durum karşısında hepimiz bir şeyler yapmalıyız. Sağlık çalışanlarının mücadelesi, sadece onların değil, hepimizin mücadelesi. Yaşananlar karşısında sessiz kalmamalıyız. Bir şeyler yapmalıyız! Her bir ses, bir umut taşır.
Gazze Haber



