Görülmesi gereken acımasız bir gerçek, Gazze Adliyesi’nde akan gözyaşlarının ardında yatan hikayelerdir. Gazze’nin kalbinde, Orouq ailesinin yaşadığı kayıp, bir bütün olarak savaşın yıpratıcı ruhunu ortaya koyuyor. O gün, 21 Aralık 2023’te, düşen bombalar yalnızca bir evi değil, aynı zamanda hatıraları, sevdaları ve bir ailenin ruhunu da yok etti. Bir anne, çocukları ve torunlarıyla bir araya geldiği ev, bir anda harabeye dönüştü. Eski bir yuva, şimdi sadece anılardan ibaret bir kalıntı, bir cehenneme dönüşmüştü. Ne yazık ki, bu tarzdaki anlatımlar yalnızca bir aileye ait değil, aynı zamanda Gazze’deki birçok ailenin kaderini gözler önüne seriyor.

Savaşın tüm dehşetinin yanında, Gazze Adliyesi’nde kaybolan yaşamlar arasında bağ kurmak zorundayız. Gazze’deki savaş, yalnızca bir çatışma değil, aynı zamanda sayısız hikayenin silinmesi anlamına geliyor. “Her bir aile, her yüz, her gülüş bana hatırlatıyor,” diyor Abd al-Rahim. Geçmiş zaman zarar görse de, hatıralar yaşatıldıkça var olmayı sürdürüyor. Çocuklar, anne-babalar ve onların düşleri, kendilerini ifade etmeleri için bekliyor. Önümüzde beliren bu zorlu süreçte, yalnızca sayılar değil, gerçek yaşamların derinliğini de anlatmalıyız. Çok önemli bir soruyla, “Hayatın anlamı ne?” diye düşünüyorum. Umut, belki de dayanışma ve hatıralarda saklıdır. Unutulmaz olan onları anmak, yaşamak ve sesimizle sağlamakta!

A man reflecting on the loss of his family against a backdrop of destruction in Gaza.
Waseem’s story highlights the human cost of conflict, beyond mere statistics.

A Home: The Heart of Family Life

Bir ev, sadece bir yapı değil. O, sevgi ve anılarla dolu bir yuvadır. Abd al-Rahim’in ailesi için ev, her şeyin merkeziydi. Herkes orada toplanırdı. Kahvaltılar, akşam yemekleri — bunlar kutsal anlar olarak görülürdü. Aile bağları güçlenir, gülüşler yankılanırdı. Hatta, Abd al-Rahim’ın annesi Um As’ad, komşularının kalbini kazanmıştı. Yemekleri, özellikle maftoul, herkesin aklında yer etmişti. Bir düşün, nasıl da hatırlanırdı!

Görsel

Um As’ad, savaşın başlangıcında bile evine dönmeyi sürdürdü. Hastalığına ve yaşına rağmen, başkalarına yardım etme arzusuyla doluydu. “O, her zaman vermeyi seçti,” diye anlatıyor Abd al-Rahim. Gerçekten de, bu ruh, onun karakterini şekillendiren en önemli özelliğiydi. Evleri, sadece dört duvar değildi. O, bir dayanışma ve sevgi merkeziydi. Ama şimdi, o evin yerinde sadece yıkım var. Evet, her şey değişti.

Savaşın İlk Günleri: Korku ve Belirsizlik

7 Ekim’de savaş başladığında, Abd al-Rahim yurtdışındaydı. Telefonu bir an bile elinden bırakmadı. Ama iletişim kesildi. Bombalamalar, her şeyin önüne geçti. Aile, ne yapacağını bilemez hale geldi. “Evimizde kalmalı mıydık yoksa kaçmalı mı?” Bu sorular, herkesin aklında dönüyordu. Zaman geçtikçe, sınırlı alanlar içindeki yaşam dayanılmaz hale geldi. Ancak, çoğu geri dönmeyi tercih etti. Hayatta kalma içgüdüsü, onları evlerine çekti.

Bir aile olarak, dayanışma içinde kaldılar. Ama korku, her an peşlerindeydi. Abd al-Rahim, ailesinin yaşadığı zorlukları düşündüğünde, içindeki boşluğu hissediyor. “Geri dönemedim. Onların yanında olamadım. Ama hep onları düşündüm,” diyor. Bu kaygı, onu derinden etkiledi. Annesinin sesi, her zaman kulağında çınlıyordu. “Evde kalmayı seçtiler. Ama hangi ev?”

Kaybın Acısı: 21 Aralık Gece Yarısı

21 Aralık gecesi, hayatları sonsuza dek değişti. Oruq ailesinin evi, bir anda yok oldu. Abd al-Rahim, o anı hatırlıyor. “Bir saat önce onlarla konuştum. Gülmüştük.” Her şey bir anda sarsıldı. O evdeki insanlar, bir anda yok oldular. “Ailem, evde toplandıkları için çok mutluydular.” Ama o mutluluk, bir anda trajediye dönüştü. Abd al-Rahim, aklında hâlâ o anı taşıyor. “Sajida, yeğenim, bana ‘Merak etme, amca, yeterince büyüdük’ demişti. O, son konuşmamızdı.”

Her bir kayıp, Abd al-Rahim’in ruhunu parçaladı. Kardeşleri, annesi — hepsi bir arada kaybedildi. “As’ad, her zaman başkalarını düşünürdü. Evin yarısını komşulara açmıştı. Bu, onun özelliğiydi.” Her bir kayıp, bir hikaye, bir hayaldi. Şimdi, geriye sadece anılar kaldı. Onları yaşatmak, Abd al-Rahim’in en büyük sorumluluğu oldu. “Ailem, sıradan insanlardı. Sevdiler, çalıştılar, hayal ettiler.” Ama şimdi, bu hayaller yok oldu.

Hatırlamak ve Anmak: Bir Direniş Hikayesi

Abd al-Rahim, ailesinin hikayesini anlatmak için mücadele ediyor. “Her isim, her yüz, her gülüş — bunlar onların yaşadığını gösteriyor,” diyor. Unutulmaması gereken bir gerçek var: Bu hikaye, sadece bir aileye ait değil. Gazze’deki birçok ailenin hikayesi benzer. Her biri, yıkım ve kayıplarla dolu. “Um As’ad, As’ad, Rizq, Ahmed… hepsi birer hikaye taşıyordu. Şimdi, onları anlatmak bizim görevimiz,” diye vurguluyor. Bu, yalnızca bir anlatım değil, bir direniş biçimi.

Unutmayın, bu hikayeler sadece sayılar değil. Her biri bir hayat, bir sevgi, bir düş. Abd al-Rahim, tüm bu acıları ve kayıpları dünyaya duyurmak için elinden geleni yapıyor. “Kimse unutmasın. Biz direneceğiz!” Dediği gibi, bu hikayeler yaşatılmalı. Teşekkürler, Abd al-Rahim gibi insanlar olduğu için. Onlar, adalet ve hafıza için savaşıyorlar. Kaynak

Gazze Haber