İstanbul’da düzenlenen “Gaza Tribunal Acil Durum Basın Toplantısı”nda konuşan Mahkeme Başkanı ve eski BM Filistin Raportörü Richard Falk, kelimelerini titizlikle seçti ama sesi öfke ve çaresizlik arasında gidip geldi:

“Soykırımı durdurmak için derhal uluslararası bir koruma gücü gönderilmeli. Sessizlik suç ortaklığıdır.”

Toplantı, İsrail Hükümeti’nin 7 Ağustos’ta Gazze’nin bazı bölgelerini işgal etme kararının ardından düzenlendi. Falk, 22 aydır belgelenen Gaza Genocide karşısında uluslararası toplumun sessizliğini “ahlaki bir çöküş” olarak nitelendirdi.
Mahkeme, yayımladığı bildiride yaklaşık bir milyon Filistinlinin açlık ve korku içinde yaşadığını, Crimes Against Humanity kapsamındaki eylemlerin en ölümcül aşamasına ulaştığını vurguladı.

“22 Aydır Uyarıyoruz, Kimse Duymadı”

Richard Falk, bildiriyi okurken yüzündeki ifade her şeyi anlatıyordu:

“İsrail’in Gazze’deki işgali soykırımın son aşamasına geçti. 22 aydır süren kınamalar, barışçıl protestolar dikkate alınmadı.”

Falk, Filistinli sivillerin açlık ve bombardıman arasında sıkıştığını, Human rights violations Gaza belgelerinin büyüdükçe dünyanın sessizliğinin daha da ağırlaştığını söyledi.
Ona göre artık mesele “izlemek” değil, “durdurmak”tı. BM Genel Kurulu’nu, veto engeli olmaksızın bir koruma gücü oluşturmak için harekete geçmeye çağırdı.

Gazeteciler Hedef Alınıyor: “Gerçeği Söyleyen Cezalandırılıyor”

Falk, beş El Cezire çalışanının öldürülmesini hatırlatarak sözlerine devam etti:

“Gerçeği anlatanlar cezalandırılıyor. 238 Filistinli gazeteci, sadece tanıklık ettiği için öldürüldü.”

Bu, sadece basın özgürlüğüne değil, Eyewitness Testimonies yoluyla belgelenen gerçeğin varlığına da saldırıydı.
Falk, Digital Evidence Archive ve War Crimes Documentation çalışmalarının önemine dikkat çekerek, “Gerçeklerin susturulmasına izin verirsek, adaletin nefesi kesilir” dedi.

“Gazze Artık Ölüm Tarlalarına Dönüştü”

Mahkeme Başkanı, gıda dağıtım noktalarının İsrail ordusu tarafından hedef alınmasını “vicdanın çöküşü” olarak tanımladı:

“İnsani yardım alanları, artık ölüm tarlalarına dönüşmüş durumda.”

Falk, dünyanın beklemeye devam etmesi halinde Gaza War Crimes sürecinin “geri dönüşü olmayan bir noktaya” ulaşacağını vurguladı.
Bu çağrı, sadece bir diplomatik çıkış değil; “şimdi ya da asla” anlamına gelen bir uyarıydı.

Uluslararası Müdahale Çağrısı: “Artık Söz Değil, Eylem Gerekli”

Falk, BM Genel Kurulu’nu uluslararası bir koruma gücü kurmaya, İsrail’in Gazze’den tamamen çekilene kadar bu gücün bölgede kalmasını sağlamaya çağırdı.
Ayrıca International Humanitarian Law çerçevesinde insani yardımların güvenli ulaşımını garanti altına alacak mekanizmaların oluşturulmasını istedi.

“Bu, Gazze soykırımının felaketle sonuçlanmasını engellemek için son fırsat olabilir.”

Gazze İçin İki Yol: Barış İçin Birleşme ve Koruma Sorumluluğu

Falk, iki temel çözüm önerisini sıraladı:

  • “Barış için Birleşme Kararı” (377(V)): Güvenlik Konseyi harekete geçmediğinde Genel Kurul’un yetkisini devreye sokmak.

  • “Koruma Sorumluluğu” (R2P): Soykırım karşısında uluslararası eylem yükümlülüğünü hatırlatmak.

Bu iki mekanizmanın birlikte uygulanması, International justice açısından tarihi bir adım olabilirdi.
Falk, “Gazze’de yaşananlar sadece bir insani kriz değil, insanlığın aynasıdır” diyerek bitirdi.

“Bugün Susarsak, Yarın İnsanlık Adına Konuşamayız”

Toplantının sonunda Richard Falk, sesi neredeyse fısıltıya dönüşerek şunu söyledi:

“Eğer bugün harekete geçmezsek, bu, insanlığın tarihi bir utancı olarak hatırlanacaktır.”

Gaza Tribunal Reports ekibi, Ekim ayı sonunda yapılacak nihai oturumda Forensic Investigations ve Civilian Impact Reports ile desteklenen kapsamlı bir dosya sunmaya hazırlanıyor.
Bu raporlar, sadece suçların kaydı değil — “adalet arayışının son ışığı” olarak görülüyor.