Gazze'deki sesizliğin ardındaki acı gerçekler her geçen gün derinleşiyor.
Gazze’deki gerçekler, her geçişte yüreklerimizi dağlıyor. Yeni bir güne başlarken, dünya duyduğu sesle uyansın istiyoruz. Ama işin kötüsü, sesler silinip gidiyor. Şimdi düşünüyorum; bu sessizliğin nedenine dair bir açıklama bulmak zor. Neden bazı acılar, diğerlerinden daha az yankı buluyor? Gazze’de yine anneler çığlık atıyor, ama kimse bu çığlığın yankısını duymuyor! Yaşananlar artık sayıdan öte bir gerçek değil; bu bir vicdan meselesi. Gazze’deki gerçekler, Buradan hareketle bir şeyler çıkarabiliriz gibi geliyor sayıları katlanarak artan trajedilerle karşımıza çıkarıyor. 65 bin insanın hayatını kaybettiği bir coğrafyada, sadece istatistik değil, hayatlar var.
Saldırılar artıyor; her sabah yeni bir gündoğumu, yeni bir kayıp. Nusayrat Mülteci Kampı’nda, bir ailenin evinin molozları altındaki hayatlar saniyeler içinde son buluyor. Şimdi kalbimde bir soru var: Bu kadar acı ve çığlık varken, dünya neden sessiz kalmayı tercih ediyor? Gazze’deki gerçekler, bizim insanlık sınavımız; unutmamalıyız ki, vicdanlarımızı test eden bu yüzleşme bizim için bir sorun. En derin yıkım bile yürekten bir yankı bulduğunda, belki de daha anlamlı olurdu. Ama dünya, acıları sıralarken, bu gerçeklerin sıralarını her gün biraz daha kaybetmeye devam ediyor. Ve gözlerimizi açmalıyız çünkü Gazze’nin çığlığı bir gün bizim çığlığımız olacak!
İsrail ordusu, sabah saatlerinde tekrar Gazze Şeridi’nde şiddetli bir saldırı düzenledi. Mülteci kamplarını hedef aldı. Bu çözüm, sivil yaşamı göz ardı ediyor gibi. Nusayrat Mülteci Kampı’nda, Cemel ailesi için bir ev yok oldu. 10 kişi hayatını kaybetti. Yaralılar arasında çocuklar da var. Şati Kampı’nda başka bir evde, dört insan daha yaşamını yitirdi. Ama bu dünya, hâlâ sessiz.
Bu sabahki saldırılar, sadece bir başka trajedi değil. Her gün yeni bir haber. Her gün yeni bir acı. Zuveyda beldesinde, üç can daha gitti. Hacer Caddesi’nde, Şurafa ailesinden beş kişi toprağa verildi. Gerçekten ne kadar dayanabiliriz? Bu kadar kayıp, artık kabullenilemez bir hale geldi. Hacer Caddesi’nde hâlâ sesler geliyor. Ama kimse duymuyor. Kimse dinlemiyor.
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları 7 Ekim 2023’ten beri devam ediyor. Resmi verilere göre, şu ana kadar en az 65.549 Filistinli hayatını kaybetti. Yaralı sayısı ise 167.518. Bu rakamların içinde, sadece sayılar yok. İnsanlar var. Doktorlar, öğretmenler, bebekler… Her biri bir hikaye. Ama dünya, bu insanları sadece istatistik olarak görüyor. Ne acı değil mi?
Her yeni gün, yeni bir kayıp getiriyor. Sayılar büyüdükçe acı küçülüyor gibi. İronik değil mi? Bu durumu izlemek, içimi parçalıyor. İnsanlar, sadece sayılardan ibaret değil. Her biri bir yaşam. Her biri bir umut. Ama dünya, bu gerçeklikle yüzleşmekten kaçıyor.
Gazze için dünya neden ağlamıyor? Paris’te 48 kişi ölseydi, ne olurdu? New York’ta bir hastane bombalansa, hangi başkanlar tweet atardı? Londra’da bir mülteci kampı yıkılsa, kaç profil “pray for London” olurdu? Ama Gazze olunca, dünya birden sağır oluyor. Bu sadece siyasi değil, insani bir çifte standart. Vicdanlar coğrafyaya göre mi çalışıyor?
İnsanlık hali, bu kadar ilginç. Eğer öyleyse, biz bu çağda değil, mağarada yaşıyoruz demektir. Bazen bu düşünceler içimi kemiriyor. Neden bu kadar sessiz kalıyoruz? Neden bu kadar kayıtsız? Herkesin bir şey yapması gerek. Ama kimse bir şey yapmıyor. Bu, dayanılması zor bir durum.
Instagram’da hikâye atmak kolay. Siyah bir ekran üzerine beyaz yazılar. “Free Palestine” yazıp, gönül rahatlığıyla kahve içmeye devam. Ama Gazze’de çocuklar o sırada bacaklarını kaybediyor. Bizim için timeline, onlar için yaşam çizgisi. Her “üzüldüm” sözü bir çocuğu hayata döndürmüyor. Ama her sessizlik, ölüme biraz daha zemin hazırlıyor. Gerçek soru şu: Bir şey yapacak mıyız?
Yoksa sadece üzülüp, sonra başka bir haberle meşgul mü olacağız? Bu, hepimizi düşündürmeli. Bireysel sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz. Gerçekten bu duruma kayıtsız kalmayalım. Her bir ses, belki de bir umut taşıyor. Bizim sesimiz, onların sesi olabilir.
Bu yazının sonunda çözüm yok. Politik analiz de yok. Ama bir şey var: Hissetmek. Eğer bu satırları okuyorsan, en azından kalbin çalışıyor demektir. Şimdi onu biraz daha aç. Çünkü Gazze hâlâ yardım bekliyor. Bunu unutma! Bir gün bu dünyada biz de yardım isterken, bizim sesimizi duyacak birilerinin kalması gerek.
Hep birlikte hareket etmeliyiz. Her birimiz, küçük bir adım atarak başlayabiliriz. Teşekkür ederim, bu yazıyı okuduğun için. Unutma, senin sesin önemli! Duygularımızı, düşüncelerimizi paylaşmak, belki de bir değişim yaratır. Haydi, harekete geçelim!
Gazze Haber
Erdoğan'ın Gazze Çağrısı ve Ekonomi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasıyla Gazze’de…
Erdoğan'ın Gazze Üzerine Açıklamaları Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler’de yaptığı konuşmayla Gazze’yi yeniden gündeme getirdi. Ekonomi…
Akrep Burcu – Tehlikeli Yakınlık mı? Elbette evet. Yani bence öyle :) Akrep burcuyla karşılaştıysan,…
Yengeç Burcu – Duygusal Alarm mı? Şeyyy. Belki hayır. Ama kesin evet :) Yengeç burcuyla…
Yay Burcu – Sonsuz Yolculuk mu? Elbette EVET ! Yay burcunu tek bir kelimeyle tanımlamak…
Aslan Burcu – Ego Show mu? HAYIR ama belki de EVET... Aslan burcunu anlamak istiyorsan…